SÖMÜRGE DEVLETLERİ: HOLLANDA SÖMÜRGECİLİĞİ

İnsanlık tarihinde derin izler bırakan sömürgecilik, Batı uygarlığının bir ürünü olarak ortaya çıkar. Teknik, bilimsel ve siyasi gelişmeler güçlü devlet yapılarını doğurmuş, bu güç yeni yollar ve yeni enerji merkezleri aramaya yöneltmiştir. Sömürgeliğin acımasız katliamlarına ve özgürlüğü elinden alınan bedenlerin feryadına tarih şahittir. Avrupa medeniyeti; dökülen kanlarla, akıtılan gözyaşıyla ve verilen alın teri ile yükselmiştir. Sömürge devletlerinden "Hollanda Sömürgeciliği" özel dosyası detaylarda.

SÖMÜRGE DEVLETLERİ: HOLLANDA SÖMÜRGECİLİĞİ

16.yüzyılın sonlarından itibaren yükselişe geçen Hollanda, kısa sürede dünya ticaretinde hâkim bir ülke oldu. 17. yüzyıla gelindiğinde Hollandalılar Avrupa’nın en faal tüccarları arasına girmişlerdi. Hollandalı tüccarlar, ilk önceleri Portekiz üzerinden gelen baharatların Kuzey Avrupa‘da pazarlanmasında aracı olarak çalışmaktaydılar. Ancak Portekiz’in İspanyol hâkimiyeti altına girmesiyle 1580 yılında İspanya Kralı 2. Philip’in Portekiz limanlarını Hollanda gemilerine kapatması, Hollandalıları yeni pazarlar ve ticaret yolları aramaya sevk etti. Bu maksatla 1602’de Doğu Hindistan Şirketi’ni ve 1621’de de Batı Hindistan Şirketi’ni kurdular. Bu şirketler, büyük kısmı İspanya ve Portekiz’in egemenliği altında bulunan sömürgelerde faaliyet göstererek Hollanda sömürge imparatorluğunu meydana getirdiler. Daha önce Portekizliler adına çalışan bazı Hollandalı tüccarlar, Amsterdamlı tüccarların ihtiyaç duydukları tüm bilgilere sahiptiler ve sahip oldukları birikimleri vatandaşlarına aktardılar. Bunlardan Peter Plancius, İspanyolların ve Portekizlilerin Uzak Doğu’ya ait deniz haritalarının detaylarına sahipti.

Hollandalı tüccarların Doğu’ya ilk seferi 1594 yılında gerçekleşti. Bu sefer, Amsterdamlı zengin tüccarlar tarafından kurulan “Uzak Ülkeler Şirketi” adına yapılmıştı. Toplam 4 gemiden ve 249 mürettebattan oluşan bu ilk Hollandalı ticaret kafilesi Ümit Burnu üzerinden Doğu Hint Adalarına ulaştı. Bundan sonra birbiriyle rekabet eden çok sayıda Hollandalı tüccar ve gemici, doğunun baharatlarından pay kapabilmek amacıyla çeşitli seferler düzenlediler. Nitekim Mart 1599’da Amsterdam’dan hareket eden Jacop van Neck yönetimdeki bir deniz filosu ilk defa “Baharat Adaları” olarak da adlandırılan bugünkü Endonezya’nın doğusundaki Maluku Adalarına ulaştı ve % 400 oranında yüksek bir kâr elde ederek geri döndü. 1601 yılına kadar doğuya toplam 14 ayrı sefer düzenlenmiş, bu seferlere katılan gemiler ambarlarını doldurarak dönmüşlerdi. Hollanda hükûmetinin teşvik ve desteğiyle Hint Okyanusu’nda ticaret yapan tüm Hollandalı şirketler birleşerek 1602 yılında asıl adı Birleşik Doğu Hindistan Şirketi olan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ni kurdular.

Hollanda sömürge yönetiminin haksız ve adaletsiz uygulamalarına karşı kolonilerdeki yerli halk arasında zamanla millî bilinç gelişmeye başlamıştı. 1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında Endonezya’da Budi Utomo ve Sarekat İslam gibi sömürge aleyhtarı millî ve dinî hareketler ortaya çıkmaya başladı. Bu hareketler, yönetici konumundaki Avrupalı toplum ile yönetilen yerli halk arasındaki eşitsizlikleri, ekonomik sömürüyü, halkın refah seviyesinin düşüklüğünü dile getirmeye ve halkı sömürge idaresine karşı bilinçlendirmeye çalıştı.

Hollanda, giderek yükselen Endonezya milliyetçiliğinin taleplerini karşılamak amacıyla bazı tavizler vermek zorunda kaldı. 1916 yılında çıkarılan bir kanunla, üyelerinin yarısı Hollandalılardan yarısı da mahallî meclisler tarafından seçilecek olan istişare bir meclisin kurulmasına karar verildi. Bu kanun gereğince 1918 yılında Halk Meclisi, Volksraad adında ve bir kısmı mahallî meclisler tarafından seçilen Endonezyalı üyelerin de bulunduğu bir meclis kuruldu. Başlangıçta 20 Hollandalı üyenin yanı sıra 15 yerli ile 3 Doğulu yani Çinli, Arap ve Hint asıllı yer aldı. Endonezyalı katılımını artırma yönündeki talepler ve genel valinin yetkilerinin kısıtlanmasını öngören teklifler, 1925 yılında Halk Meclisinde yeterli destek bulamayınca, bu durum Endonezya millî hareketinin İslamcı ve sosyalist liderleri tarafından protesto edildi. Sarekat İslam liderleri meclis toplantılarına katılmayarak sömürge yönetimi ile iş birliği yapmama prensibini benimsediler. 1926-1927 yıllarında Cava’da çıkan sosyalist ve komünist grupların ayaklanmaları, adanın dışına da yayılmaya başlayınca hükûmet komünist partiyi kapattı ve Halk Meclisinin üye sayısını altmışa çıkararak meclise genel valiyle birlikte kanun yapma yetkisi verdi.

Ayrıca 1927 yılında milliyetçi liderlerden Ahmed Sukarno’nun başkanlığında, Endonezya’nın tam bağımsızlığını amaçlayan Endonezya Milliyetçi Partisi kuruldu. Muhammed Hatta ve Sukarno gibi bazı milliyetçi liderler tutuklanarak partileri kapatıldı. Bu liderler Japon işgaline kadar hapiste tutuldular.

1939 yılında 2. Dünya Savaşı tehdidi belirdiği vakit, Endonezya’daki İslamcı, milliyetçi ve sosyalist grup ve liderler dâhil tüm millî partiler, Japonya’ya karşı ancak Endonezya’da parlamenter bir sistem çerçevesinde Hollanda ile serbest bir birlik kurulması şartıyla destek verebileceklerini açıkladılar. Japonlar, 2. Dünya Savaşı sırasında Endonezya’ya saldırdığı zaman, Hollanda Doğu Hindistan donanması Mart 1942 yılında Cava’da batırıldı ve Endonezya Japonlar tarafından işgal edildi. 1945 yılında ana vatan Hollanda Alman işgalinden, Endonezya kolonisi de Japon işgalinden kurtuluncaya kadar sürgündeki Hollanda hükûmeti donanmanın geri kalanı, ticaret gemileri ve batıdaki sömürgeleri üzerindeki denetimi vasıtasıyla otoritesini sürdürdü. Savaş sonrasında Hollanda için en büyük problemi Endonezya teşkil etti.

15 Ağustos 1945 tarihinde Japonların teslim olmasıyla birlikte Ahmed Sukarno ve Muhammed Hatta 1945 yılının günümüzde de bayram olarak kutlanan 17 Ağustos gününde Cakarta’da Endonezya’nın bağımsızlığını ilan ettiler. Sukarno’nun başkanlığında kurulan Endonezya Cumhuriyeti hükûmeti, Cava ve Sumatra adalarında kısa sürede otoriteyi ele geçirdi. İngiliz ve Avustralyalı askerî birliklerden oluşan müttefik kuvvetlerin yardımıyla adalara geri dönen Hollanda birlikleri de önce Cava ve Sumatra dışında kalan tüm adaları, daha sonra da cumhuriyet hükûmetinin yönetimi altında bulunan bu 2 adayı kademeli olarak işgal ettiler.

Aralık 1948’de Hollanda, Sukarno liderliğindeki cumhuriyeti yıkmak gayesiyle yeni bir askerî harekât başlattı. Bu harekât, Birleşmiş Milletler’in müdahalesiyle sona erdirilmesine rağmen gerilla savaşı devam etti. En sonunda Birleşmiş Milletler gözetiminde Lahey’de Hollanda hükûmet temsilcileri ile cumhuriyetçi ve federalist Endonezyalı liderlerin katıldığı toplantı sonunda bir barış antlaşması imzalandı ve Hollanda 27 Aralık 1949 tarihinde Endonezya’nın bağımsızlığını tanıyarak bu ülkeden çekildi.

UHA Haber Merkezi - ÖZKAN KARACA

BELEDİYELER

EKONOMİ