ATO BAŞKANI BARAN’DAN FON ÖNERİSİ

 Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, konkordato uygulamalarının, bir şirketi iflastan korurken başka işletmelerin iflasının önünü açma tehlikesi taşıdığını belirterek, “Konkordato müessesesi borçlu kadar alacaklıyı da gözetecek şekilde yeniden düzenlenmeli” dedi. Baran, ticari hayatın bir zincir gibi birbirine bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Konkordato uygulamasının ticari sistemin işleyişini bozmasının önüne geçmek için alacaklıların borçlarını ödeyecek, borçludan da faiziyle birlikte tahsil edecek bir fon oluşturulabilir” diye konuştu. Baran, ABD ve Avrupa ülkelerindeki konkordato uygulamalarında, işletmeyi iflasın eşiğine getiren şirketin yönetim kademesine de sorumluluğu nedeniyle çeşitli yaptırımlar uygulandığını kaydetti.

ATO Başkanı Baran’dan fon önerisi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, konkordato uygulamalarının, bir şirketi iflastan korurken başka işletmelerin iflasının önünü açma tehlikesi taşıdığını belirterek, “Konkordato müessesesi borçlu kadar alacaklıyı da gözetecek şekilde yeniden düzenlenmeli” dedi. Baran, ticari hayatın bir zincir gibi birbirine bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Konkordato uygulamasının ticari sistemin işleyişini bozmasının önüne geçmek için alacaklıların borçlarını ödeyecek, borçludan da faiziyle birlikte tahsil edecek bir fon oluşturulabilir” diye konuştu. Baran, ABD ve Avrupa ülkelerindeki konkordato uygulamalarında, işletmeyi iflasın eşiğine getiren şirketin yönetim kademesine de sorumluluğu nedeniyle çeşitli yaptırımlar uygulandığını kaydetti.

Konkordato alacaklı için korkulu rüya 

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yazılı bir açıklama yaparak, konkordato müessesenin art niyetli kullanımının önüne geçilmesi için yeniden ele alınması ve alacaklı işletmelerin de mağdur olmaması için bir fon oluşturulması önerisinde bulundu. 15 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7101 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile konkordato müessesesinin işlevselliğinin artırılarak, iflas erteleme müessesesinin yürürlükten kaldırıldığını hatırlatan Baran, “Beş yılı aşan uygulama süresi içerisinde konkordato müessesesi alacaklılar için korkulu rüya haline geldi” dedi.

Konkordato borçlu şirkete koruma kalkanı oluyor

Son dönemde basın yayın organlarında, konkordato ilanı için başvuruda bulunan şirket sayısının arttığına ilişkin haberlerin yer aldığına dikkat çeken Baran, borçluyu iflastan korumak, alacaklının da mağduriyetinin önüne geçmek amacıyla oluşturulan konkordato sisteminin art niyetli kullanılabildiğini söyledi. Konkordato süreçlerinin iflas durumundaki şirketin alışveriş yaptığı, tedarik görevi üstlenen firmaları olumsuz etkilediğini bildiren Baran, “Firmalar, konkordato ilan eden firmadan en az 2 yıl boyunca alacaklarını tahsil edemiyor, icra davası bile açamıyor. Alacağını tahsil edip etmeyeceği 2 yılın sonunda da belli olmuyor. Konkordato sisteminde alacaklının kendini güvencede hissedebileceği bir dayanağı maalesef yok. Sistem bir şirketi kurtarmak hedefiyle işlerken, o şirketten alacağı olan işletmelerin varlığını riske sokuyor. Bir zincir halinde işleyen ticari sistemde, alacağını tahsil edemeyen borcunu da ödeme konusunda sıkıntı yaşıyor. Böylelikle zincir bir yerden kırıldığında ticari sistem zarar görüyor. Konkordato ilan eden şirketin borcunu ödemek için değil koruma kalkanı için mahkemeye başvurduğu izlenimi oluşuyor” diye konuştu.

 

Hâlihazırdaki sistemde alacaklılara, alacağın belli bölümünden vazgeçilmesi ve kalanı için taksitlendirme yapılması yönünde anlaşma gerçekleştirildiğini belirten Baran, bu durumun işletmeleri zor durumda bıraktığını söyledi. Baran “Bir firma konkordato ilan ederken alacaklılarla toplantı düzenleyerek anlaşmaya varılmaya çalışılıyor. Yasada alacaklıların konkordatoyu kabul etmeme hakkı da var. Ancak kabul etmeyen alacaklılar uygulamada hiçbir tahsilat yapamayacağını biliyor. Kabul ettiğinde de tahsilat yapılıp yapılmayacağı hep şüpheli oluyor. Alacaklıların koruma altına alınabilmesi ve konkordato kurumunun tam olarak işlevsellik kazanması için alacaklarda herhangi bir tenzilat yapılmaksızın alacağının ödenmesinin yasal güvence altına alınması gerekir. Aksi halde bir firma iflastan korunurken başka firmalarının iflasının önü açılıyor” diye konuştu.

Alacaklar için fon

Konkordato uygulamasının ticari sistemin işleyişini bozmasının önüne geçmek için vergi gelirlerinden ayrılacak belli bir yüzde ile fon oluşturulması önerisinde bulunan Baran, “Konkordato müessesesi alacaklıyı da gözetecek şekilde yeniden düzenlenmeli. Şirketi konkordato ilan edecek konuma getiren sahibi veya yöneticilerinin mal varlığına, borçları tamamen ödeninceye kadar el konulmalı. Alacaklılar da sıra beklemek yerine, oluşturulacak fondan tahsilatını yapabilmeli ve borçlu bu fona olan borcunu faiziyle birlikte belirlenen sürede ödeyebilmeli. Bu haliyle konkordato ilan eden firmanın bozulan mali durumu, diğerlerini de bozmadan sorun çözülebilir” dedi.

Konkordato ve çek sorunu kol kola

Bir ödeme aracı olarak kullanılan çekte de ceza konusunda yapılan değişikliklerin ardından itibar kaybının yaşandığını ve kullanımının azaldığını hatırlatan Baran, “Konkordato ilan eden firmalardan alacaklılara bakıldığında çoğunluğunun çeklerini tahsil edemediklerini görüyoruz. Çek, reel sektör için önemli bir ödeme aracıydı. Hele vadeli çek Türk insanının icadı olarak, finansman ihtiyacını karşılayan önemli bir evraktı. Artık güven duyulmadığı için kullanımı azaldı” diye konuştu.

Ticari ahlak kazançtan daha önemli

Ticari ahlakın toplumların gelişmesinde ve zenginleşmesinde önemli olduğunu ifade eden ATO Başkanı Baran, “Her alanda olduğu gibi ticari hayatta da verilen sözler tutulmak durumundadır. Ticarette imzaladığınız çek, senet veya alım-satıma ilişkin her türlü belge söz mahiyetindedir. Ola ki işletmenin elinde olmayan nedenlerle işi bozuldu ödemeleri sıkıntıya girdi bu durumun yükü alacaklının sırtına bindirilmemelidir.  Ticari ahlak, kazançtan daha önemlidir. Ticari hayat bir zincir gibi birbirine bağlı şekilde işler. Zincirin bir halkasının kopması devamındaki işletmelerin ticaretine de zarar verir” dedi.

Şirket fakir, patron zengin

Türkiye’de şirket sahiplerinin zengin ancak şirketlerin yeterli sermayeye sahip olmadığını ve konkordato konusunun bu yüzden daha sık gündeme geldiğini kaydeden Baran, “Ülkemizde şirket kesesi ile patronların kesesi birbirinden farklı ve patronu zengin olduğu halde fakir olan şirketler mevcut. Hal böyle olunca şirketi için konkordato ilan eden, alacaklılara ödeyeceği borçta indirim yaptırıp taksitlendiren, onu da ödemekten imtina eden işletme sahipleri, özel ekonomik hayatlarından fedakarlık yapmıyor, yaşam kalitesinde kayıp yaşamıyor.  Öte yandan alacağını tahsil edemeyen şirket borcunu ödemekte zorluk çekiyor ve bütün paydaşları da bu olumsuzluktan etkileniyor. Sonuçta güven unsuru erozyona uğruyor” diye konuştu. 

Yatırım ortamını etkiliyor

Baran, konkordato ilan edilmesinde ekonomik konjonktür, döviz kurları, enflasyon gibi dış koşulların yanı sıra alacak verecek dengesinin iyi düzenlenememesi, öz sermaye ihtiyacı ile sorunların çözümüne yönelik süreçlerin iyi yönetilememesinin de payı olduğunu belirterek, tüm bunların ülkenin yatırım ortamını etkilediğini ifade etti.

ANKARA (UHA) - MURAT ÖZEKİNCİ

BELEDİYELER

EKONOMİ